YALNIZIM
Gök yüzünde yalniz gezen yildizlar
Yer yüzünde sizin kadar yalnizim
ßir haykirsam belki duyulur sesim
ßen yalnizim ben yalnizim yalnizim
Kaderim bu böyle yazılmıs yazim
Hiç kimsenin askında yoktur gözüm
ßir yalnizlik sarkisi söyler sazim
ßen yalnizim ben yalnizim yalnizim
Tatmadigim zevk kalmadi dunyada
Hangi kalbe girdimse kaldi izin
Tasa geçer kendime geçmez sözüm
ßen yalnizim ßen yalnizim yalnizim
GÖZLERDE SEVİŞMEK
Seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü
Bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin
Sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü
Yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.
Acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın
Bir kaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın
Gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın
Ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.
İçimde tek sen vardın, düşüncemde yalnız sen
Birbirimizden uzak yaşadığımız o en güzel yıllarımızı elemle düşünürken
Hem ağladı sessizce, hem ağlattı gözlerin.
GECIKME,
Ya zamanindan çok erken gelirim,
Dünyaya geldigim gibi,
Ya zamanindan çok geç,
Seni sevdigim gibi,
Mutlulukta hep geç kalirim,
Hep erken giderim mutsuzluga,
Ya her sey bitmistir çoktan,
Ya hiçbir sey baslamamis,
Öyle bir zamanina geldim ki yasamin,
Ölüme erken sevgiye geç,
Yine gecikmisim bagisla sevgilim,
Sevgiye on kala, ölüme bes......
DİLEK
Şimdi ancak hayal meyal hatırlıyorum seni
Sanki aradan yüzyıllar geçmiş gibi
Özlemler sarmış içimdeki sevgileri
Yalnızlık dalga dalga vurmuş kıyılarıma,
Sensizlik bulut bulut çökmüş omuzlarıma
Şimdi ancak hayal meyal hatırlıyorum seni
Bir kurt kemiriyor durmaksızın içimi
Sigaraya sarılıyorum bulmak için eskileri
Anlayamıyorum eskiler mi vefasız,
Yıllar mı acımasız bana.
Hayallerimde sen,şiirlerimde sen
Rüzgarlar bile senden yana
Bir sen varsın her şey boş vermiş bana
Şimdi ancak hayal meyal hatırlıyorum seni
Ama ilk andaki gibi hissediyorum sevgimi
Bir çile yün gibi sarıyorum dertlerimi
Bu dertler hep böyle uzamaya
Bense çaresizliğe mahkumum ama ;
Dilerim tüm çektiklerim
Mutluluk olur sana ...
İSTERSEN
GECE KEDERLİ BİR İNSAN GİBİ
GELİP DOKUNUNCA OMUZ BAŞLARINA
ÇOCUKÇA BAKIŞLARINA
BÜYÜK ADAMLAR YERLEŞTİRMEYİ UNUTMA
AVUÇLARINI SICAK TUTACAK BİR GÜL BULUNSUN YANINDA
UNUTMA
HÜZÜNDÜR BU DİLE KOLAY
AŞKIN ARKA BAHÇESİNDE HIZLA YETİŞEN
HIRÇIN ÇOCUK OYDU
BAŞKA ÇOCUK SANMA
ACILARDAN DA YARAR UM
KIRLARDA YALNIZ YAŞAYAN AĞAÇLARA TUTUNARAK BÜYÜ
BENİ UNUTABİLİRSİN
AMA BUNLARI UNUTMA
BİR ŞİİRİN İZİNİ SÜRMEK
Ustaca başlamıştık aşka
Bir yanımızda genç ağaçlar
Bir yanımızda alkış kokan elleriyle insanlar
Biraz daha arasaydık
Kendi başına üşüyen o ağustosu da bulurduk
Senin fal kandırmayan avuçların var
Senin kırmızı şaraba alışkın dudakların
Ve kapılardan önce vardığın insanlar
Benimse üşüyen ellerin için sadece cebim
Seni birgün sokak lambaları ürkek topanınca necatibey’e
Kapı aralığı gözlere sahip insanlar olsa da yanında
Haritalara sığmadığı için unutulan o ırmağa götüreceğim
Seni bir gün ucuz eşyaların satıldığı bir pazarda
Kargaşaya alışık olmayan gözlerinle
Seni bir gün yağmurda yalnız gezinirken
Kısacık saçlarından tutup dudaklarından öpeceğim
Şeker tadında bir hüzün bırakarak gidiyorsun
Çünkü alışkanlıklarına yetecek büyüklükte bir evin
Ve dudaklarında bi başkasının dudak izleri var
Bu şehrin beklenmedik yerlerine trafik lambaları konmuş
Seni aramaya kalkışsam
Kaldırımlar insanlar
Caddeleri arabalar kaplar
Seni ihtiyar ve saati olan adamlara
Ya da bakirelik çılgınlığına tutulmuş kadınlara sorsam
Karanlığı geçince az ötede gördüklerini söyleyeceklerdi
Çünkü onlar sadece büyük kavşakları
Eski sinemaları
Bir de randevularına erken girmeyi bilirler
Çınarlar yapraklarını döküyor dökme isteğinden
Kumrular sokağında sıradan bir kadın aşktan söz ediyor
Sözcükleri eski bir alışkanlık bildiğinden
Omzumda bir el azar azar büyüyor
Ne gitmeleri biliyorum ne kalmaları
Gecede şiirin izini sürüyorum
Artık hüznü ustaca yaşamanın zamanı
A Y R I L I K
Üzerimden hazan yelimi esti,
Yine yaprak, yaprak dökülmekteyim.
Gündüzün içinde ferden ümit yok,
Hep karanlıklarla çevrilmekteyim.
Bu nasıl duyguki yaşamı değil,
Her gece ölümü aramaktayım.
Her gelen günümde hayatı değil,
Ölümü yeniden yaşamaktayım.
Musallada yatan bir ceset gibi,
Beyaz kefenlere bürünmekteyim.
Mezara konulan her mevta gibi,
Bende yalnızlığa gömülmekteyim.
Yalnızlığı yine, gönlüme gömüp,
Kara bulutlarla sarılmaktayım.
Buluttan dökülen yağmur misali,
Ağlamaktayım ben ağlamaktayım.
KARA MASAL,
Kara masalların,kara hikayeleri,
Anlatılırdı hep beyaz ülkelerde.
Bilinmediği için karanın ne olduğu,
kimse bilemezdi,anlıyamazdı korkuyu.
Denizede açılmamışlardı hiç yırtık yelkenliyle.
Delik bir takayla, kırık bir kürekle.
Onlar kutsal bineklerdeydiler...
Sevgi vardı yüreklerde sımsıcacıktı!.
Soğuğuda bilmezlerdi,üşümezlerdi.
Güneşleride batmazdı geceye.
Bir gün kara bulutlar kapladı semayı.
Denizde kükredi, dalgalandı.
kocaman kocaman saldırdı dalgalar.
Ne varsa silip süpürdü beyazlardan.
Beldelerini yıktı,hayallerini götürdü,
Anladılar!!!
Kaf dağının tepesinden,rüyalarından düştüler.
Hoşgörü sisleri yayıldı yeniden ruhlarına.
Ortada bir tertemiz, viran olmayan umutlar,
Kirlenmeyen yürekleri kaldı.
Bir daha beldeleri eskisi kadar,
Beyaz olmadı...
İÇİMDEKİ SEN
İçimdeki Sen, Duygularım ve Ben,
Ne hallerdeyim bir bilsen.
Acep gelir misen, bu şiiri okusan...
Bir sen vardı bende,
Senin tahmininden de güzel !...
Bir Ben vardı bende,
Senin tahmininden de aşık !...
Söylemek isterdi aşkını,
Aşk bir tutkuydu onun için ...
Söylemek isterdi sevgisini,
Sevgi yaşam amacıydı onun için ...
Sen vardın içinde,
Sen'in Sen olduğunu bilmeden,
Sen derdi hep kendisine,
Sen'i tanımadan.
Şaşardı kendisine,
Nasıl Sana vurulmuştu kısa sürede,
Şaşırıyordu kendisine,
Nasıl görmeden, aşkı büyümüştü zamanla...
Bazı şeyleri, kapatırdı zaman fikrince,
Kapatamadı senin aşkını, şaşırdı kendine.
Öyle ki, senin aşkın tek taraflı idi, kapatılmalıydı,
Ama duyguların mantığı alışılmış değildi, unutmuştu ...
Nerede, ne gibi duygular, nasıl davranış getirirdi bilinmezdi,
Ve duygular, genelde gösteriyordu hayatta galipliğini.
Belki de, Yaratan duygulara yazmıştı herşeyi,
Bizse, mantıkla duyguları değiştirmek istedik zamanla,
Genelde yapamadık, duygular güçlüydü, egemendi hayata.
Ve mantıkla Duyguları değiştirdiğimizi sandıkca,
Kötüye gitti aslında yaşantımız.
Farkına vardık mı bilinmez ama,
Yaşam örneklerle gösterdi bize herşeyi...
Her neyse, ben dönmek istiyorum sana, şiirimin sensin nedeni,
Sensin bu şiirleri yazdıran, güzelliğini gökyüzüne yazmama sebep.
Sensin, hayatımda kelime, yazı, düşünce bazında hüküm süren,
Sensin, çıkış yolu bulamayan içimden, hep en güzel köşede oturan.
Sensin, mantıklı olduğunu sanan Bana, Duyguların gücünü gösteren.
Sen'i bilmedi, sadece içindeki senle yetindi ben,
Başka sen gibileri denedi, duyguları muhalif oldu,
Sonuçta eksikti birşeyler, neyin eksik olduğunu anlayamadı.
Sebep belliydi aslında, Sen engel teşkil ediyordun,
İçimdeki sen, nedense istemiyordu senden başka kimse,
Sanki sen kesinmişsin gibi, bağlıyordu beni sana.
Anlaşılmaz birşeydi bu. ? Sen uzaktaydın, görmüyordum,
Öyle ki, ben sevdiğimin uzaklaştığını görüyüm, soğurdum,
Belki de, sen uzakta olduğun için, soğukluk almıyordum,
İçimdeki sıcaklığını, ben termosmuşum gibi, muhafaza ediyordum,
Belki ondan aklımda en güzel yerinde, hep kaldın güzelliklerle...
İçimdeki sen, dışımdaki senle bağlantıda mısın ki,
İçimdeki sen, acaba birşeyler mi biliyor da seni unutturmuyor,
Acaba, dışımdaki Sen'de de muhalif var mı, karşına gelenlerde,
Acaba Birtanem; Sen'de içinde bir Ben yaşatıyor musun,
Benim, içimde Sen'i yaşattığım gibi.
Yoksa, yoksa içimdeki Sen, saf benim hayallerim, hayal gücüm mü. ?
İçimdeki sen, şeytanın işi, benim iyiliğimi istemeyen gücün işimi. ?
Gel ne olur çıkar bu bilmeceden, sensizliğin içinden, acısından,
Gel de gidelim artık, en mutlu yarınlara, güzelliklere,
Gel de, bir bütün olalım, dosta düşmana karşı,
Gel de, gösterelim insanlığa gerçek aşkı, gerçek sevgiyi,
Gel de, bir bedende, birlikte, hayatın tüm güzelliklerini yaşayalım,
Gel de, görsünler bizde aşkın ne denli güzel olduğunu.
Gel de, girmesinler artık gönlüme davetsiz misafirler,
Gel de, bitsin bu şiir, bu çile, bu anlamsız hayat...
Gel demelerden bıktım, ben geliyorum bekle beni orada...
Yusuf Emre Topaloğlu
BİLİR
MİSİN?
Sen, benim duygularıma tercüman kadın
Bilir misin benim seni sevdiğimi?
Bilir misin her gece hıçkırarak ağladığımı?
Senin için huysuzun biri olup,
Ona buna sataştığımı?
Cigarayı günde iki pakete çıkardığımı?
Her akşam içip içip
Beyin hücrelerimi öldürmem,
Cigaramla içimi kirletmem,
Hepsi senin içindir!
Canım senin için!
Sen, benim duygularıma tercüman kadın!
Bilir misin diye soramam artık sana
Çünkü bilirim ki;
Başkalarıylasındır şimdi
Ve asla bilemezsin benim kederimi!
KAR TANELERİ
Tutup bir kar tanesinde
Sevgiyi sunarlar insana
Tutup saçının telleri gibi
Otur çöz derler
Uzaktan uzağa duyurup ateşlerini
Uzaktan uzağa göz ederler
Yeryüzünün merkezi sanıp kendini
Etrafında nice pervaneler bekler
Sonra kulağında derin bir fısıltı gibi
Ruhuna akmaya başlar kar sesi
Binlercesi düşerken toprağa
Kendine ne çok önem verir kar tanesi
Tutup bitmemiş şiirler yazdırıp
Bitmeyecek şiirler sunarlar insana
Ve... verip hayat adlı bilmeceyi
Çözümsüz denklemler yaşatırlar
Kar taneleri bir tanem
Bana seni hatırlatırlar...
Dilara Durmaz
UNUTAMASSIN
Batan Günmüş,Şafakmış Sende Gördüm
Öpülesi Dudak Sende Gördüm
Seyrettim Gözlerinde Dört Mevsimi
Ölmekmiş Yaşamakmış Sende Gördüm
Bir Ateşim Yanarım Külüm Yok Dumanım Yok
Sen Yoksan Mekanım Belli Değil Zamanım Yok
Fırtınalar İçinde Beni Yalnız Bırakma
Benim Senden Başka Sığınacak Limanım Yok
Bir Gün Zaman Kayar Ellerinden Tutamazsın
Sel Gibi Yaşlarını Kurutamazsın
Öylesine Bendensin ve Sendeyimki
Unutmak İstesende Unutamazsın
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
AŞK VE KORKU
Ask korkuya pecedir, korku da aska perde,
Allah'tan nasil korkmaz, insan O'nu sever de...
Necip Fazıl Kısakürek
AŞK
HAYATI
Sevmek gibi geliyordu her şey,
Sevmek gibi gidiyordu kadın
Adının anlattığı, canın teni yakmasıydı,
Bir bulut evet ama aslolan
Bulutun suyu yağmasaydı...
"Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu!
Yılmaz Erdoğan
Mayıs 96 Kuzguncuk
AŞK
MIYDI O?
Ask miydi o, askimsi bir sey miydi
Neydi cekip kendine, beni baglayan
Kanatan dudagimi, tenimi daglayan
Elleri ta icimde o dev miydi
Etime bir alev degmiscesine
Nasil da yakardi optugu zaman
Bir su gibi akip gitti avuclarimdan
Yorgunum simdi bin yil sevmiscesine
Hani o yalniz benim olan gul, kirmizi
Gozlerimin onunde acilan sonsuz bahce
Hani, o var olmalarimiz opustukce
O delice surdurmeler yasantimizi
Hic doymamak oysa, tene, kokuya, aska
Sarildikca guclenmek, butunlenmek
Kudurmus arzularla zamani yenmek
Ve en kuytularda bulusmak korka korka
Kimi gun utanmak otlardan, cimenlerden
Kimi gece mihlamak golgemizi duvara
Varmak icin o sevgiyle acilmis kollara
Apansiz dusmek yukseklerde bir yerden
Oydu iste alistigim, ozledigim simdi de
Sevgice bir tutku, askimsi bir yakinlik
Avunmak... Kirik dokuk anilarla artik
Kimbilir? o geceler yasanmadi belki de
Ümit Yaşar Oğuzcan
AŞK
RESMİ GEÇİDİ
Birincisi o incecik, o dal gibi kiz,
Simdi galiba bir tuccar karisi.
Ne kadar sismanlamistir kim bilir.
Ama yine de gormeyi cok isterim,
Kolay mi? ilk goz agrisi.
Ikincisi Munevver Abla, benden buyuk
Yazip yazip bahcesine attigim mektuplari
Gulmekten katilirdi, okudukca.
Bense bugunmus gibi utanirim
O mektuplari hatirladikca.
.............. cikar
.............. dururduk mahallede
......................... halde
............ yan yana yazilirdi duvarlara
................... yangin yerlerinde.
Dorduncusu azgin bir kadin,
Acik sacik seyler anlatirdi bana.
Bir gun de onumde soyunuverdi
Yillar gecti aradan, unutamadim,
Kac defa ruyama girdi.
Besinciyi gecip altinciya geldim.
Onun adi da Nurinnisa.
Ah guzelim
Ah esmerim
Ah
Canimin ici Nurinnisa.
Yedincisi, Aliye, kibar bir kadin.
Ama ben pek varamadim tadina.
Butun kibar kadinlar gibi
Kupe fiyatina, kurk fiyatina.
Sekizinci de o bokun soyu.
Elin karisinda namus ara,
Kendinde arandi mi kuplere bin.
Ustelik .......
Yalanin duzenin bini bir para.
Ayten'di dokuzuncunun adi.
Is basinda sunun bunun esiri,
Ama bardan cikti mi,
Kiminle isterse onunla yatar.
Onuncusu akilli cikti
....... gitti .........
Ama haksiz da degildi hani.
Sevismek zenginlerin harciymis
Issizlerin harciymis.
Iki gonul bir olunca
Samanlik seyranmis ama,
Iki ciplak da, olsa olsa,
Bir hamama yakisirmis.
Isine bagli bir kadindi on birinci,
Hos, olmasin da ne yapsin,
Bir zalimin yaninda gundelikci.
.........leksandra
Geceleri odama gelir,
Sabahlara kadar kalir.
Konyak icer sarhos olur,
Sabahi da isbasi yapardi safakla.
Gelelim sonuncuya.
Hicbirine baglanmadim
Ona baglandigim kadar.
Sade kadin degil, insan.
Ne kibarlik budalasi,
Ne malda mulkte gozu var.
Hur olsak der,
Esit olsak der.
Insanlari sevmesini bilir
Yasamayi sevdigi kadar.
Orhan Veli Kanık
AŞK
ŞAİRİ
Acilar vardir, bir de caresizlikler
Ne zaman basladiysa benim oykum
Yuruduk, kimbilir kac yil beraber
Bir yanimda ask, bir yanimda olum
Durup durup kirlendim yasadikca
Askti beni yikayan, Aritan su
Dunyami saran bir uctan bir uca
Hep o bir gun sevememek korkusu
Ben kalbimi o taslarda biledim
Butun pisliklerini yeryuzunun
Kazidim hancerimle yeniledim
Son dakikasinda bile omrumun
Ben Tanridan baska bir sey istemem
Her sevgiye acik olsun pencerem
Ümit Yaşar Oğuzcan
AŞK
ŞİİRİ
Bu siirin ilk misrasi
Senin icin yazildi
Bilinmez kimi dusunecegim
Gelde inan simdi sen
Ask siirine
Sabahattin Kudret Aksal
AŞK VE
KUYRUKLU YILDIZ
Gittiğim bütün hekimler aynı şeyleri söylediler
Söz birliği etmişcesine
"Aşk hastalığıdır bunun adı
ve çok sarsar insanı bu yaştan sonra"
Oysa ne yalan söyliyeyim,
Ben yalnızca
Bir kuyrukluyıldıza
Çarptığımı sanmıştım
Yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken
Yüreğim bir patlamayla aydınlanınca
Akgün Akova
AŞK İLE
Baktim ki gokyuzu bastan basa bulut
Unut diyor o guzel gunleri unut
Baktim ki deniz her dalgasiyla dusman
Kuslar av pesinde baliklar pusuda
Cok gerilerde kalmis ciktigim liman
Yok gorunurde siginacak bir ada
Baktim ki o musibet gun gelip catmis
Yolcusunda tayfasinda safak atmis
Ne yelken kar eder ne kurek ne istim
Dayandim ask ile yuruttum gemiyi
Ask ile koskoca daglari duz ettim
Avladim sonunda o civan kekligi
Cahit Sıtkı Tarancı
AŞKA
BENZER
Aska benzer bir duygu uyanmaya gorsun icimde
Dagilir gider kaygilarimin bulutu
Gozumde aranir tazelenir mavi
Kulaklarimda eski yolculuklardan bir ugultu
Donuverir soyle bir dunya, kayar yerinden agac
Sudaki cagri ne havada bu ne koku boyle
Gorunce aliskanliklarin tukendigi dostluklarin da
Cikiverdigini cevremin ortaya bir baska kilikla
Bir karincalanmadir duyarim ayaklarimda
Elden gecirilmis direkleri, yelkeni yeni
Yosunu alinmis tekneler de boyle olur olursa
Caresiz, artik kimse tutamaz beni
Evimmis,isimmis kentimmis anlamam
Esyasini dagitip yola dusen kisi ornegi
Basar giderim bir bilinmedik yere dogru
Budur derim ne de olsa bu isin geregi
Bundan sonra bana artik yol gorunsun
Ister bir yesil agaclik arasinda
Bir toprak, ister susuzluktan catlamis kirac
Yuregi isimissa bir kez ne der goruntu adama
Yoldayim ya gene de gelmez aklima
Bu deli tutku dusume tez ulasmak icin mi
Belki de eregim baska, bir guzel kacmak
Neyin nesi bu olan biten bilmem ki
Gozumde arinir tazelenir mavi
Kulaklarimda eski yolculuklardan bir ugultu
Aska benzer bir duygu uyanmaya gorsun icimde
Dagilir gider tum torelerin bulutu
Sabahattin Kudret Aksal
AŞKA
DÖNÜŞ
Donebilmek o donusu olmiyan yollardan
Surekli bir aldanis bir daha bir daha
Hic bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Cikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan
Konusmak konusmak gozlerle fisiltilarla
Duymak buyulu sicakligini beyaz ellerin
Her gecen dakika var oldugunu anlamak icin
Yasamak arzu dolu dudaklarda, sarkilarla
Unutmak ne varsa kotulukten yana
Inmek sevilen gozlerin derinligine
Oyle mutlu, oyle sarhos, alabildigine
Bin yil icmek o sulardan kana kana
Her gun ona kosmak daglardan tepelerden
Her yerde, her zaman onsuz edememek
O en tatli hayal, en buyuk gercek
Anlarsin tasan o gunlerden gecelerden
Sonra bir gun o butun karanliklari yirtasin gelir
Basini alip gidesin gelir uzak denizlere
Artik her sey bos ve yalan sevdin ya bir kere
Her yerinden bir bugu halinde o yukselir
Sen yoksun artik anla yeryuzunde bir o var
Onun elleri var, gozleri, dudaklari
Anlarsin tenin besledigi zaman topraklari
Ve hala seversin zaman bitinceye kadar
Yeniden var olustur ya da bir baska turlu olustur bu
Nice aldanmalardan sonra bir aska donustur bu.
Ümit Yaşar Oğuzcan
AŞKLA
SANA
alnini
dag atesiyle isitan
yuzunu
kanla yikayan dostum
senin
uyurken dudaginda gulumseyen bordo gul
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
simdi dingin govdende
ugultuyla buyuyen sessizlik
birgun benim elimde
patlamaya sabirsiz mavzer olsun
basini omzuma yasla
gogsumde tasiyayim seni
govdem govdene can olsun
soyle bana ey
olumun aciklayici pervanesi
hangi yavru tek basina yigittir
hangi yangin bir basina sondurulur
ah herkes susuyor
hickimse bilmiyor icimin yanginini
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bagladigim dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir carmih gibi birakiyorken kendini dunyaya
hayatin ates renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunc koleksiyonlar icin
ah herkes mi susuyor
bagirsam icimdeki dehseti
hirsim deler mi topragi
beni
acisiyla onduran
dostumu
askla vurduran hayat
sana
yasananla harlanan bagrimin sevdasini akittim
dunyanin yeni baharina
catlarken kadim gunes
bagrim delinirken fidanlarin kaniyla
anamin dogurgan karnidir diye
sevgilimin sutlenecek gogsudur diye
dostumun uretken guludur diye
sana baglandim
sana sarildim
beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
cunki askla sinanmisim sana
sana yanginla, suyla, atesle
olumle, yaprakla, siirle sinanmisim
ey yasarken kanayan aci
simsekli gok, tufan, kan firtinasi
ucurum kiyisinda hizla buyuyen ot
yapraksiz bir olumun anisi icin
korpecik kuzularin derisi icin
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni
akitsam deliren sevdami
kopururmu hayati besleyen su
ey benim
yedi basli kartalim
her basini
bir dag baslangicinda koyanim
senin
boyle diri bir akarsu gibi kivrilan govdendir
bizim askimizi solduranlarin korkusu
cunki elbette bir su
kendi akacagi topragin sertligini bilir
ve suyun govdesiyle yirtilinca toprak
artik irmak mi ne denir
iste devrim
ona benzer bir akisin hizina denir
yarin ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar buyur
olum de yapraklanir
bir dag bulur uzun uzun bakarim
bir cam agaci golgesi
guzel kokular veren
bir damla gunes gorunce
sana da gulumseyecegim yarin
simdi senin uzanip yattigin otlarda
yarin yeni bir yesillik buyuyecek
Arkadaş Z. Özger
ÖZLEM
Bir gece,
Gecede bir uyku..
Uykunun icinde ben..
Uyuyorum,
Uykudayim,
Yanimda sen.
Uykunun icinde bir ruya,
Ruyamda bir gece,
Gecede ben..
Bir yere gidiyorum,
Delice..
aklimda sen.
Ben seni seviyorum,
Gizlice..
El-pence duruyorum,
Yuzune bakiyorum,
Soylemeden,
Tek hece.
Seni yitiriyorum
Cok karanlik bir anda..
Birden uyaniyorum,
Bakiyorum aydinlik;
Uyuyorsun yanimda..
Guzelce.
Özdemir Asaf
AŞKLAR
MI I
Aşklar mı diyordun, anladım
Senin incindiğin benimse
Yollara düştüğümdür yeniden
Ahmet Telli
SEVİYORUM
SENİ
Seviyorum seni
ekmegi tuza batirip yer gibi
Geceleyin atesler icinde uyanarak
agzimi dayayip musluga su icer gibi
Agir posta paketini
neyin nesi belirsiz
telasli, sevincli, kuskulu acar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa ucakla gecer gibi
Istanbul'da yumusacik kararirken ortalik
icimde kimildayan birseyler gibi
Seviyorum seni
Yasiyoruz cok sukur der gibi.
Nazım Hikmet Ran
Gözyaşım katmerlenir avucumda
Bir gül açar delimtrak
Kalbim göğsümdeki payanda
Bu gece sarılıp yanyana yatsak
Yalnızlığı suvuran şu sokaklar
Tekil ayakseslerinin çoğul sessizliği
Ülkenin damarlarına ekmişler
Bir ölçek korku, bir ölçek ölü gözü
Ve Türkiye'de şair olmak
Her ahval ve şeraitte gülünç bir şeydir
Çünkü vatanın bütün kaleleri zapt olunmuş
Ve bütün tersanelerine girilmiştir
Yağmurum kalakalır kapımda
Yarımyamalak bir hüzün rakıyla çiftleşir
Salaş meyhanelerde yüzler morarınca
Yalnızlığım aklanır, süt gibi olur.
Ve Türkiye'de şair olmak
Gerçekten gülünç bir şeydir: Kutuplarda yangın!
Kalbim, bugün başka biriyle çıkma
Kötüyüm dalsızım duraksızım...
AŞK
Rabbim, Rabbim, bu isin bildim neymis Turkcesi;
Senin askin atestir, atesin gul bahcesi...
Necip Fazıl Kısakürek
AÇSAM
RÜZGARA
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.
Orhan Veli Kanık
AŞK
BİTTİ
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle
Ahmet Telli
AŞK
DUYARLIĞI
Uzanır fildişi turlarına
Perdeleri çekili odaların birinde
Sabırsız, gergin ve usta parmaklar
Ve çalınır kızlığı, dolendo.
Gecenizde ansızın duyduğunuz sestir bu.
Hep kendi dünyasında olacak biliyordu,
Üstelik ne kadar var görmedi.
Nasıl duyar? Duyar
Ve alınır yalnızlığı, dolendo
Gecenizde ansızın döktüğünüz yastır bu.
Behçet Necatigil
GÖZLERİNDE
SEVİŞMEK
Seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü
Bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin
Sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü
Yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.
Acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın
Bir kaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın
Gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın
Ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.
İçimde tek sen vardın, düşüncemde yalnız sen
Birbirimizden uzak yaşadığımız o en güzel yıllarımızı elemle düşünürken
Hem ağladı sessizce, hem ağlattı gözlerin.
GECIKME,
Ya zamanindan çok erken gelirim,
Dünyaya geldigim gibi,
Ya zamanindan çok geç,
Seni sevdigim gibi,
Mutlulukta hep geç kalirim,
Hep erken giderim mutsuzluga,
Ya her sey bitmistir çoktan,
Ya hiçbir sey baslamamis,
Öyle bir zamanina geldim ki yasamin,
Ölüme erken sevgiye geç,
Yine gecikmisim bagisla sevgilim,
Sevgiye on kala, ölüme bes......
DİLEK
Şimdi ancak hayal meyal hatırlıyorum seni
Sanki aradan yüzyıllar geçmiş gibi
Özlemler sarmış içimdeki sevgileri
Yalnızlık dalga dalga vurmuş kıyılarıma,
Sensizlik bulut bulut çökmüş omuzlarıma
Şimdi ancak hayal meyal hatırlıyorum seni
Bir kurt kemiriyor durmaksızın içimi
Sigaraya sarılıyorum bulmak için eskileri
Anlayamıyorum eskiler mi vefasız,
Yıllar mı acımasız bana.
Hayallerimde sen,şiirlerimde sen
Rüzgarlar bile senden yana
Bir sen varsın her şey boş vermiş bana
Şimdi ancak hayal meyal hatırlıyorum seni
Ama ilk andaki gibi hissediyorum sevgimi
Bir çile yün gibi sarıyorum dertlerimi
Bu dertler hep böyle uzamaya
Bense çaresizliğe mahkumum ama ;
Dilerim tüm çektiklerim
Mutluluk olur sana ...
İSTERSEN
Gece Kederli Bir İnsan Gibi
Gelip Dokununca Omuz Başlarına
Çocukça Başışlarına
Büyük Adamlar Yerleştirmeyi Unutma
Avuçlarını Sıçak Tutacak Bir Gül Bulunsun Yanında Unutma
Hüzündür Bu Dile Kolay
Aşkın Arka Bahçesinde Hızla Yetişen
Hırçın Çocuk Oydu
Başka Çocuk Sanma
Acılardanda Yarar Um
Kırlarda Yalnız Yaşayan Ağaçlara Tutunarak Büyü
Beni Unutabilirsin
Ama Bunları Unutma
BİR ŞİİRİN İZİNİ SÜRMEK
Ustaca başlamıştık aşka
Bir yanımızda genç ağaçlar
Bir yanımızda alkış kokan elleriyle insanlar
Biraz daha arasaydık
Kendi başına üşüyen o ağustosu da bulurduk
Senin fal kandırmayan avuçların var
Senin kırmızı şaraba alışkın dudakların
Ve kapılardan önce vardığın insanlar
Benimse üşüyen ellerin için sadece cebim
Seni birgün sokak lambaları ürkek topanınca necatibey’e
Kapı aralığı gözlere sahip insanlar olsa da yanında
Haritalara sığmadığı için unutulan o ırmağa götüreceğim
Seni bir gün ucuz eşyaların satıldığı bir pazarda
Kargaşaya alışık olmayan gözlerinle
Seni bir gün yağmurda yalnız gezinirken
Kısacık saçlarından tutup dudaklarından öpeceğim
Şeker tadında bir hüzün bırakarak gidiyorsun
Çünkü alışkanlıklarına yetecek büyüklükte bir evin
Ve dudaklarında bi başkasının dudak izleri var
Bu şehrin beklenmedik yerlerine trafik lambaları konmuş
Seni aramaya kalkışsam
Kaldırımlar insanlar
Caddeleri arabalar kaplar
Seni ihtiyar ve saati olan adamlara
Ya da bakirelik çılgınlığına tutulmuş kadınlara sorsam
Karanlığı geçince az ötede gördüklerini söyleyeceklerdi
Çünkü onlar sadece büyük kavşakları
Eski sinemaları
Bir de randevularına erken girmeyi bilirler
Çınarlar yapraklarını döküyor dökme isteğinden
Kumrular sokağında sıradan bir kadın aşktan söz ediyor
Sözcükleri eski bir alışkanlık bildiğinden
Omzumda bir el azar azar büyüyor
Ne gitmeleri biliyorum ne kalmaları
Gecede şiirin izini sürüyorum
Artık hüznü ustaca yaşamanın zamanı
SAÇLARINDA REYHAN KOKUSU
Bir zamanlar reyhan kokardı saçların,
Beraberce uzanırdık kekik kokan tarlalara
El ele gökyüzü seyrederdik yorulmadan
Göz göze geldiğimizde gülümserdik,
Gelincik açardı yanaklarında
Ürkek gözlerin vardı,yemyeşil
Dün seni hatırladım birden
Yine reyhan kokuyor mu saçların?
Gözlerine baksa birileri
Yanaklarında gelincikler açıyor mu?
Yıllar geçti acımasız,unutmadım
Ne seni...
Ne kekik kokan tarlaları
Akşam çökerken umutların üstüne
Çoban köpekleri havlardı
Ben öperdim doyumsuzca
Kekik kokan dağılmış saçlarını
Yıllar girdi aramıza,yabancılar
Seni arıyorum yorgun akşamlarda
Rüzgar her kekik kokusu getirdiğinde
Ben ağlıyorum,
Özlüyorum sessizce....
KARA MASAL
,
Kara masalların,kara hikayeleri,
Anlatılırdı hep beyaz ülkelerde.
Bilinmediği için karanın ne olduğu,
kimse bilemezdi,anlıyamazdı korkuyu.
Denizede açılmamışlardı hiç yırtık yelkenliyle.
Delik bir takayla, kırık bir kürekle.
Onlar kutsal bineklerdeydiler...
Sevgi vardı yüreklerde sımsıcacıktı!.
Soğuğuda bilmezlerdi,üşümezlerdi.
Güneşleride batmazdı geceye.
Bir gün kara bulutlar kapladı semayı.
Denizde kükredi, dalgalandı.
kocaman kocaman saldırdı dalgalar.
Ne varsa silip süpürdü beyazlardan.
Beldelerini yıktı,hayallerini götürdü,
Anladılar!!!
Kaf dağının tepesinden,rüyalarından düştüler.
Hoşgörü sisleri yayıldı yeniden ruhlarına.
Ortada bir tertemiz, viran olmayan umutlar,
Kirlenmeyen yürekleri kaldı.
Bir daha beldeleri eskisi kadar,
Beyaz olmadı...
SEVMEK
Erimek tadilmamis hazlarin ortasinda
Sevgiden kanatlarla bir bosluga yukselmek
Yasamak dolu dizgin ve her gun biraz olmek
Zevklerin sonsuzluga acilan sofrasinda
Akar ta, icimize cesmelerinden sukun
Dopdolu gollerinde gezer beyaz bir kugu
Huzur; o sevilmeyen kaplerin unuttugu
En eski bir seraptir ellerinle sundugun
Buyuk bir yangin gibi atesin dudaklarda
Duyarden ozlemini en uzak bir yildizin
Sirrina eremeyiz nasil yandigimizin
Bir gun o ates bizi alev alev sarar da.
Ne kadar tutussak bos, hala yanmak isteriz
Ellerindeki bir sey ceker bizi derine
Bir buyu varmis gibi dalariz gozlerine
Biliriz kanilmasin, yine kanmak isteriz
Bir ruyadan silkinip goruruz tek gercegi
Ceker bizi o tutku esiginden olumun
Anlariz hayallerin bizi terkettigi gun
Dunyada tek gercek var, SENI SEVMEK GERCEGI.
UMIT YASAR
İNTİHAR
Kimse duymadan olmeliyim
Agzimin kenarinda
Bir parca kan bulunmali.
Beni tanimayanlar
"Mutlak birini seviyordu" demeliler.
Taniyanlarsa, "Zavalli, demeli,
Cok sefalet cekti.."
Fakat hakiki sebep
Bunlardan hicbirisi olmamali.
Orhan Veli Kanık
|